4 Mayıs 2015 Pazartesi

İktisat ve Klasik Fizik

             

              Pozitif bilimler tarafından araştırılan evrene egemen kılınmış yasaların benzerleri insan ve sosyal çevresine de egemen kılınmıştır.Esasında doğayı anlama çababımızda elde ettiğimiz bilgiler insanı ve davranışlarını açıklamakta da bize yardımcı olabilir. 
              
              Klasik fiziğin temelini oluşturan ''Hareket Yasaları'' Sir Isaac Newton tarafından 5 Temmuz 1687 tarihinde ''Principia Mathematica'' adlı çalışmada ortaya konmuştur.Newton tarafından birinci yasası şöyle ifade edilmişti.

              ''Bir cisim üzerine dengelenmemiş bir dış kuvvet etki etmedikçe cisim hareket durumunu korur.'' Başka bir deyişle, duran bir nesne ancak bir kuvvet etkilerse hareket etmeye başlar ve hareket eden bir nesne, bir kuvvet etkilemediği müddetçe, sabit hız yöneyiyle hareket etmeye devam eder.

              Ekonomi alanında da bu yasanın bir benzerini görürüz. Hız ve kuvvet tanımlarını analoji yoluyla ekonomik tanımlamayla; fiyat ve talep olarak kullanabiliriz. Buna göre bir mal veya hizmete olan talep değişirse onun fiyatıda değişir. Tanımı ekonomiye uygularsak;

             ''Bir mal veya hizmet üzerine bir dış talep etki etmedikçe mal veya hizmetin fiyatı değişmez.''
             Newton'ın ikinci yasasına göre; ''Bir cisim üzerindeki net kuvvet cismin kütlesi ile ivmesinin çarpımına eşittir.'' Bir önceki kanunda talebi analojik olarak kuvvete benzetmiştik. Peki talep neye bağlıdır?

             William Jevons ''Ekonomi Politiğin Teorisi (1871)'' adlı kitabında Azalan Marjinal Fayda (AMF) fikrini ortaya atar. Bir ürünün değerini belirleyenin onun marjinal faydası olduğunu iddia ediyordu. Bu ''fayda-değer teorisi'' insanların, bir ürünün tükettikleri her ekstra biriminden daha az tatmin sağlayacakları fikrine dayanıyordu. Yani tüketilen her ekstra birim elde edilen faydayı azaltırken, tatmini artırarak, ürüne olan talebin düşmesine sebep olur.

              Bunu     Talep=fayda/tatmin olarak ifade edebiliriz.

             Talep fiyata esnektir,yani fiyattaki değişim talebi etkiler. Bu ifade grafik olarak talep eğrisi olarak ifade edilir.




            Bir mal veya hizmetin faydası artarken, tatmin azalırsa yani o mal veya hizmete yeterli miktarda ulaşılamazsa kısaca talep artarsa eğri sağa, faydası azalırken tatmini artarsa yani talep düşerse eğri sola kayar. Arz edilen miktar sabitse birinci durumda mal veya hizmetin fiyatı artar, ikinci durumda ise düşer.

            Bunu denklem ile gösterirsek;

            ↑ Son Fiyat = İlk Fiyat + Fayda ↑ + Tatmin ↓

            ↓ Son Fiyat = İlk Fiyat + Fayda ↓ + Tatmin ↑

            O halde ikinci yasayı ekonomik bağlamda şöyle ifade edebiliriz.

           ''Bir mal veya hizmetin üzerindeki net talep mal veya hizmetten elde edilen faydanın tatmine bölümüne eşittir.''

            Üçüncü yasaya göre ''Her etkinin eşit ve karşıt bir tepkisi vardır.'' Yani bütün kuvvetler eşitler halinde vardı; bir nesne ikinci bir nesnenin üzerine bir kuvvet uygularsa, ikinci nesne birinci nesneye eşzamanlı bir kuvvet uygular ve bu iki kuvvet eşit ve karşıttır.

            Fransız ekonomist Jean Baptiste Say 1803 tarihli ''A Treatise on Political Economy (Politik Ekonomi Üzerine bir Tez)'' adlı eserinde, bir ürünün imal edildiği andan itibaren kendi değeri kadar diğer ürünler için pazar oluşturduğunu iddia ediyordu.

           Say'a göre arz edilen malların toplam değeri, talep edilen malların toplam değerine eşittir. Bu fikir ABD'li ekonomist Fred Taylor tarafından ''Ekonominin İlkeleri (1921)'' adlı eserinde şöyle tanımlanmıştır.

           ''Her Arz kendi Talebini yaratır.''

            Talep ve arz piyasa denge fiyatında birbirini karşılar. Dolayısıyla bir mal veya hizmete olan talep değişirse, o malın arzında da fiyat dengeye ulaşana kadar piyasa mekanizması içinde değişim oluşur.




             Sonuç:Varlığa ve insana egemen kılınan yasalar farklı görünümler ile aynı amaca yönelik kendilerini gösterirler. Pozitif bilimler ve sosyal bilimler çelişmezler.Tam tersine birbirlerini tamamlarlar.Maddeyi anladığımızda insanı, insanı anladığımızda maddeyi anlamamız kolaylaşır.

         
           Not:Elbette yukarıdaki saptamalar talebi karşılayacak kuvvet olan arz için de geçerlidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder